ismail tahmaz

Yayınlanma:07 Ekim 2022 22:40 Güncelleme:07 Ekim 2022 22:40

8 Mart 1998 tarihinden nefesini coşkulu tüketen birinin günlüğünden…

Durgun bir pazar günü oldukça sıradan geçmekteydi.Bütün bir hafta ayak direttiğim,aylak aylak dolaştığım için öğle vakti saat 2 gibi açılan kırtasiyeye akşam saatlerinde kapanmadan vakitlice(!) varmam gerekiyordu. Resim dersi için almam gereken birkaç malzemeyi edinmek pazar gününe kalmıştı. Kara bahtım ve kör talihimin sponsorluğunda kırtasiyeyi kapanmadan yakalayamamıştım. Pazartesi günü öğretmene sunacağım bahanenin ve sorumsuzluğumun bütün sınıf önünde azarlanmasının yanında annemin ve babamın azarınıda kulaklarımda işitiyordum. Eve olabildiğince geç varmak için ayak sürtüyor adeta bedbaht bir şekilde mahallede dolanıyordum. Kaçınılmaz sona yaklaşırken aniden birşeyler olduğunu ve bir gürültü koptuğunu farkettim. Mahalleyi adeta bir telaş sarmıştı. Büyük bir kalabalığın içinden onu görmüştüm. İçimden kendi kendime “Allah’ım bu bir rüya mı?” diyordum.

Eve varmıştım. Beklenildiği gibi annemin ve babamın azarları kulaklarımı sadece çınlatıyor,ne dediklerini duyumsamıyordum. Hala gördüğüm şeyin etkisindeydim. Dilimden onun için hep bir güzelleme dökülmek istiyordu. Gördüğüm salınmaları adeta bir içim su gibiydi. Beynim gördüğüm şeyin etkisinde benliğimi dışa vurmak istemiş olacak ki bana ona sahip olmuşum hayalleri kurdurmaktaydı. Hiç beklemediğim bir anda gördüğüm şey salına salına ve sinsice girmişti hayallerime. Beynim,kalbim, vücudumda akan kan ve herbir hücre onu düşünmekteydi. O an düşünmem gereken başka kaygılar vardı ama beni o kaygılarımdan uzak tutarak hem bir bela hem de bir devaydı. Onu düşünürken bedenimin yerine getirdiği diğer hareketlerden hiç haberim yoktu. Elimi yıkamaya gidiyor,yemek yiyor,televizyon izliyordum ama hiçbirini ben yapmıyordum. Beni ele geçiren bu şey neydi? Ona sahip olamamak ve güzelliğinin karşısında adeta kölesi olduğum hakikatı beni yatak odasına kadar bilincim dışında götürmüştü. Yatağa uzandıktan sonra onun sıradan bir araba olmadığını farkettim. Kara Şimşek’i ilk kez canlı görmüştüm. Plakasında yanın sönen o kırmızı ışıklı kemer olmak için neler vermezdim. Tepesinde sürat yaptıkça geriye giden tokavari anteni olmak için neler vermezdim. Giderken egzoz borularından çıkan hava olmak için neler vermezdim. Giderken üzerinde çiğnediği yol olmak için herşeyimi verirdim.

Günler geçmekteydi. Bilinçsizce onu  görme umuduyla yaşıyordum. Yaşadığım herşey o kadar coşkulu ve gerçekti ki her bir ayrıntıyı hala hatırlıyor, sayfalarıma kara kalem çizimini yapıyordum. Artık onu gördüğüm anı unuturum korkusuyla uyumaktan bile çekiniyor,yeni gelen güne düşmanca bir tavır besliyordum. Kalemlerin bile sınırı vardı sanki o an yaşadığım mahvolmuşluğumla ve tarumarlığımla. Ebeveynlerim,öğretmenlerim ve arkadaşlarım hakkımda konuşuyor ve benim için endişeleniyorlardı. Günden güne eriyordum. Satırlarımın sonuna yaklaşırken onu bir gün görme umudunu içimde biryerlerde hala taşıyorum.

“Bu içerikte yazılan herşey tamamen rüya ürünüdür.” Gerçeklik için Tarkan-Salına Salına Sinsice’yi ziyaret edebilirsiniz.

6.5kTakipçi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz